Kucağımda fesleğen ile dolaştığım bir gün. Yorulup yine bir camiinin avlusuna sığındım. Bir kedi gölgeleri serindi bir de fesleğenin kokusu. Dinlendim en çok dinledim. Ben konuşmayı sevmezdim, bunu kediler de bilir. Mihrimâh, dedim usulca. Mihrimâh… Sende sever miydin fesleğenleri ve kedileri… Mandalina kokusu mu? Ah, evet. Bende severim. 
Ben toprağın altındaki sizlerle konuşmayı severim daha çok. Acelesiz ve ilgilisiniz. Ve huzurlu. Ahireti hatırlatıyorsunuz en çok. Bana kimse ahireti hatırlatmadı Mihrimâh. Duvarların pürüzlü ve soğuk. Tıpkı ellerim gibi. Toprağa ne kadarda yakınız Mihrimâh. Ne kadar benziyoruz birbirimize. Bu mutlu olmak için bir sebep mi sence? Birbirimize benzedikçe mutlu olacağımız doğru mu? Sanmam, bence de. Benim gözlerim apaçıktır mesela, bakışları derin olan bir dostum olsun isterdim. Yorgun mu görünüyorlar? Belki de, çok yürüdüm Mihrimâh. 
Dua ettiğini duyar gibi oluyorum çoğu zaman. Kuşların havalanıyor ya birden. Birden kesiliyor ya meydanın sesi. Yapraklar hışırdıyor ya aniden. İşte tam o anda. Sen dua ediyorsun.. “Allah, cennetin güzel bir köşesine bir ağacın altına ulaştırsın bizi. Nar ağacı belki, belki bilmediğimiz bir ağaç. Dağlara, sesimizi tutan dağlara bakarız. Ancak orada vardır.”
|Üsküdar, Mihrimâh Sultan Camii
Ekim 2014

Kucağımda fesleğen ile dolaştığım bir gün. Yorulup yine bir camiinin avlusuna sığındım. Bir kedi gölgeleri serindi bir de fesleğenin kokusu. Dinlendim en çok dinledim. Ben konuşmayı sevmezdim, bunu kediler de bilir. Mihrimâh, dedim usulca. Mihrimâh… Sende sever miydin fesleğenleri ve kedileri… Mandalina kokusu mu? Ah, evet. Bende severim. 

Ben toprağın altındaki sizlerle konuşmayı severim daha çok. Acelesiz ve ilgilisiniz. Ve huzurlu. Ahireti hatırlatıyorsunuz en çok. Bana kimse ahireti hatırlatmadı Mihrimâh. Duvarların pürüzlü ve soğuk. Tıpkı ellerim gibi. Toprağa ne kadarda yakınız Mihrimâh. Ne kadar benziyoruz birbirimize. Bu mutlu olmak için bir sebep mi sence? Birbirimize benzedikçe mutlu olacağımız doğru mu? Sanmam, bence de. Benim gözlerim apaçıktır mesela, bakışları derin olan bir dostum olsun isterdim. Yorgun mu görünüyorlar? Belki de, çok yürüdüm Mihrimâh. 

Dua ettiğini duyar gibi oluyorum çoğu zaman. Kuşların havalanıyor ya birden. Birden kesiliyor ya meydanın sesi. Yapraklar hışırdıyor ya aniden. İşte tam o anda. Sen dua ediyorsun.. “Allah, cennetin güzel bir köşesine bir ağacın altına ulaştırsın bizi. Nar ağacı belki, belki bilmediğimiz bir ağaç. Dağlara, sesimizi tutan dağlara bakarız. Ancak orada vardır.”

|Üsküdar, Mihrimâh Sultan Camii

Ekim 2014